Sónar Istanbul, 2-3 Ekim’de Zorlu PSM’ye geri dönüyor. Madem şafak bu kadar yakın, sahne alacak grupları yakından tanımaya devam ediyoruz. Güney Londralı elektronik müzik grubu Kerala Lust ile yaptığımız özel röportajı okurken “Maria”  adlı şarkılarını dinleyebilirsiniz. 


Londra çıkışlı olmanıza rağmen, müziğinizde çöl, orman ve deniz gibi öğelere sık rastlıyoruz. Müziğinizdeki bu ‘doğa’ hissiyatını nerelere bağlıyorsunuz?

Öncelikle bunu duymak bizim için çok keyifli! Dinleyicinin müziğimizi çeşitli manzaralarla ilişkilendirmesi aslında özel olarak istediğimiz bir şey. Bu sayede, gözlerini kapatıp kendi hikayelerine odaklanabiliyorlar. Bunların yanı sıra, film müziklerinden de etkileniyoruz; Ry Cooder’ın ‘Paris, Texas’ için yaptığı müzikler de buna en uygun örnek olabilir. Kısacası, dinlediğimiz birçok müzikte sinematik bir alan yakalamaya çalışıyoruz ve ürettiğimiz müzik de dinleyiciyle birlikte bu hikayenin bir parçası olabiliyor.

Yüksek enerjisiyle tanınan bir canlı performans grubusunuz. Sizce canlı çalınan elektronik müziğin en zor yanı ne?
İşin teknik kısmı bazen biraz zorlayıcı olabiliyor; çünkü çok fazla birbiriyle eşleşmesi gereken ekipmana sahibiz ve tüm bu ekipmanın %100 doğru çalışır halde hazır olması gerekiyor. Dolayısıyla sürekli bu şekilde seyahat etmek ve her yerde aynı verimi almak zorlayıcı olabiliyor. İşin diğer tarafından bakacak olursak, müzik üretmek için sürekli bir motivasyonu sağlamak da kolay değil diyebiliriz. Bu sebeple birbirimizi yükseltmek de görevlerimiz arasında.

Daha önceki İstanbul ziyaretlerinizi de düşünecek olursak, artık şehri iyi tanıdığınızı söyleyebiliriz. Sizin için İstanbul’un en önemli ayrıntıları neler?
Harika mezeler ve kalabalık sofralar! Bu İstanbul’daki 6. konserimiz olacak ve buradaki izleyici kitlesi gerçekten en sevdiklerimiz arasında. Sizi hem çok dikkatle dinliyorlar hem de onları götürmek istediğiniz noktalara görümenize keyifle izin veriyorlar.

Meksika’da bulunduğunuz süre boyunca bazı hayalet hikayelerine tanık olduğunuzu biliyoruz. Bu noktadan hareketle; müziğinizde doğaüstü veya spiritüel olaylardan ilham alıyor musunuz?
Bizce iyi müziğin sırrı, dinleyeni daha farklı ve yüksek bir boyuta yönlendirebilmesi. Öte yandan, müziğin bu dünyadaki anlam arayışımız için bir yol olduğunu düşünüyoruz. Doğaüstü veya spiritüel kavramlarının da anlam arayışları sebebiyle ortaya çıktığını düşünürsek, evet tüm bunlar ayrılmaz bir bütünün parçaları.

Yaratıcılığınızı harekete geçiren şey nedir?
Kapanma süreci boyunca transcendental meditasyona merak sardık. Dünyadan kısmen uzak kaldığınız süre boyunca içinize dönmek ve aslında içinizde nelerin keşfedilmeyi beklediğini bilmek harika bir his. Fikirlerinizin zamanla nasıl hızlı ve berrak şekilde ortaya çıktığını görmeye başlıyorsunuz . Bu gerçekten harika.

Stüdyodaki yaratım sürecinizi bize basit şekilde tarifler misiniz?
Kahve, gece, kulaklıklar, not defterleri...

Tesadüf kelimesi sizin için ne ifade ediyor?
Basitçe; bir şey gerçekleşirken gerçekleşmekte olan diğer şey... İnsan, algısı gereği olayları birbiriyle ilişkilendirmeye eğilimli olduğundan bu akışa da ürettiği kavramlarla müdahale edebiliyor. Tesadüflere inanmak mümkün, ancak ilginç olan şey; insanın etrafındaki rastlamsal kaosu açıklamak için çeşitli hikayelere inanmak zorunda olması.

Müzik yaparkenki ritüelleriniz neler?
Sigara ve kahve…. (Bunun yerine bol miktarda kahve diyelim madem….)

Aynı isimdeki parçanızdan yola çıkarak soruyoruz; Phoebe kim ve şimdi napıyor?
Parçanın sözleri aslında Herman Caine’in 2019 tarihli kısa hikayesi ‘Midnight Hour’dan ilham alıyor. Hikayede, eski parçalar çalan bir radyocuyla tanışıyorsunuz ‘Phoebe’ ismi de o parçalardan birine ait...Şimdi siz de en az benim bildiğim kadarını biliyorsunuz.

İstanbul’daki dinleyiciniz, Zorlu PSM’de gerçekleşecek Sonar 2021 performansınızdan neler beklemeli?
Yeni parçaların yanında kesinlikle daha yoğun bir performans ve atmosfer bekleyebilirler. Şimdiye kadar birkaç prova yaptık ve gitmekte olduğumuz yerden oldukça memnunuz. Beş yaşını dolduran Kerela Dust’ın yeni bir lisan keşfetmek üzere olduğunu görüyoruz ve bu bizler için çok özel...Söz konusu yön ve lisan için; elektronik müzik, krautrock ve blues arasında bir tarif yapmak da mümkün. Bu arada unutmadan eklemeliyiz; yeni ışıkçımız Natalie de bizimle olacak, kendisi aynı zamanda Berlin’deki Panorama Bar’ın da ışıklarını yapıyor ve artık bizim dördüncü üyemiz sayılır.