Emre ile özgün tasarımlarına yön veren düşünce dünyasını konuştuk.

Hangi alanda çalışıyorsun ve bu alandaki rolün ne?
Sürdürülebilir aksiyonlar tasarlayan bir moda tasarımcısıyım. Bu alandaki aktif rolüm aslında dünyanın dijital çağ ile getirdiği yeni düzende ‘sürdürülebilirlik’ konusu altında yeni çalışmalar gerçekleştirebilmek. Genç iklim aktivistlerinin dünya görüşünü benimseyerek, dönüşebilir ürünler tasarlamak ve ‘Less is more’ başlığı altındaki aktivist mesajları moda tasarımı ile birleştirerek değişimin gerçek bir parçası olmak...

Yaratıcılığı nasıl tanımlıyorsun?
Yaratıcılık bana göre bir zaman makinası gibi... Eskinin şimdi ile buluşup yeni bir şey ortaya çıkarma çabası diyebilirim. Bana göre yaratıcılık bizlere bahşedilmiş bir hediye.

Tasarımlarını ortaya çıkarma sürecinden bahsedebilir misin? Hangi adımları takip ediyorsun? Ya da her şey doğaçlama mı gelişiyor?
İlk olarak araştırma yapıyorum. Geçmiş, günümüz ve gelecek sentezi tasarım için çok önemli. Bilgi edindiğin bir şey üzerinden yeni bir tema ya da ürün geliştirmek daha kolay oluyor. Burada da etik tasarım anlayışı devreye giriyor. Var olana ait olmadan, geçmişin, günümüzün ve geleceğin harmanı tasarımda yeni bir varoluş süreci inşa ediyor.

Sence moda dünyası 'sürdürülebilirlik' kavramının içini samimi bir şekilde doldurabilir mi?
Sürdürülebilirlik döngüsü, modanın döngüsünden bir hayli farklı. Bir reklam kampanyası aracılığıyla çok olanı az göstermek samimiyetsiz bir tutum. Moda teşvik eder, arzu nesnesini haline getirir ve zirveye çıktığında değerini kaybeder. Sürdürülebilirlik ise bir sirkülasyondur. Üretimin, etiğin, geleceğin, samimiyetin ve umudun olduğu bir döngü. Bence modanın iki yüzlü kısır döngüsü sürdürülebilirliğe uzak. Sürdürülebilirliğin en yakın arkadaşı ise anti-moda.

Son koleksiyonun ‘Versatile’’i ortaya çıkartan yaklaşımından bahsedebilir misin?
Değişim ve sürdürülebilirlik temaları altında gerçek tasarımlar sunmak için bir süredir yoğun olarak çalışıyorum. Kreatif bir alanda çalışırken değişen tek şeyin değişmeyen her şey olduğunu gördüm bu süreçte. Yaklaşımımı şöyle açıklayabilirim; performansa odaklanıyorum. Yani geri dönüştürülmüş bir üründe iki farklı kullanım olanağından bahsediyorum ve bu sürdürülebilir eyleme ‘çift yönlü’ diyoruz. Aynı zamanda bu koleksiyon ile toplumsal cinsiyet normlarını ve bütünü görmemizi engelleyen ırkçı normları yıkmaya ve yeni bir sürdürülebilirlik fikri için harekete geçmeye dair bir yol arıyorum.  Özünde bu; modayı dünya için sürdürülebilir bir döngüye dönüştürmeye dair bir çağrı.