Eda Soylu, bireysel ve kolektif belleğin ilişkisini yerleştirme sanatı vasıtasıyla, özlem ve aidiyet kavramları üzerinden inceleyen bir sanatçı. Farklı malzeme ve teknikleri bir araya getirerek yerleştirmeler oluşturan Soylu buluntu objelerle çalışıyor; fotoğraf sanatı da pratiğinde önemli bir yer tutuyor.

Yaşın?
31.

Nerede yaşıyorsun?
Moda. 

Eğitim durumun?  
Üniversite mezunu. 2013 yılında Rhode Island School of Design’ın Resim Bölümü’nden mezun oldum. Lise Üsküdar Amerikan’dı. Üniversite sırasında bir altı ay Avrupa Onur Programı ile gönderildiğim Roma deneyimim var, lisedeyken de onuncu sınıfı öğrenci değişim programıyla gittiğim Michigan’da okudum.  

Hangi alanda çalışıyorsun?  
Sanat. 

Bu alandaki rolün ne?  
Yerleştirme sanatı odaklı bir pratiğim var. Yerleştirmenin en temel yaklaşım biçimi olduğuna inanıyorum.  

Bu alanda ne kadardır çalışmaktasın?  
2013 yılından beri.  

Kendini bir proje üzerinde çalışırken kusursuz iş yapan biri olarak tanımlar mısın?  
Kusursuzluk üzerine yoğunlaşmayı tehlikeli ve sınırlandırıcı buluyorum.  

Değişikliklere açık mısın?  
Açığım. Değişikliklere ve dönüşümlere kolay adapte olurum.

Her olayın en az iki tarafı olduğunu düşünenlerden misin?
Mutlaka. Bu kavramı içselleştirdikçe hayatım değişti ve bunun için minnettarım. 

Çoklu projelerde çalışmaktansa tek bir işe yoğunlaşmayı tercih mi edersin?  
Aynı anda birkaç proje üzerinde çalıştığımda daha etkili ilerliyorum.  

Kendini genel olarak ortamlarda en çok gülen kişi olarak tanımlar mısın? 
Evet; en çok mu onu bilemem, etrafım kahkahası bol insanlarla çevrili ve çok fazla güldüğüm doğrudur.   

Farklı disiplinlerden insanlarla kolektif çalışmayı sever misin?  
Disiplinlerarasılığın büyüsüne inanan biriyim. Kolektif olarak çalışmayı, düşünce ve proje geliştirmeyi çok severim ve yapmaktayım.  

Tarih gerçekten de tekerrürden ibaret mi?  
Dönüştüremezsek evet. Tarih, geçmişten almamız gereken öğretileri almadıysak elbette ki biz anlayana kadar kendini bize farklı formlarda göstermeye çabalayacaktır. Bunun için onu suçlayamayız diye düşünüyorum.  

Kuralların iyi sebeplerle koyulduğuna ve bir şekilde gerekli olduğuna inananlardan mısın?  
Kuraldan ziyade buna çerçeve olarak bakmayı yeğliyorum. Belli başlı sınırlar da, çerçeveler de gerekli. 

Kendini sistemin bir parçası olarak görüyor musun?  
Şu an bu zamanda, burada olmamın bir tesadüf olduğunu düşünmüyorum.  

Mantığından ziyade iç sesinle mi çalışıyorsun?  
İç sesimle. Mantığım devreye çok sonra giriyor. Aslında günlük pratiğimdeki bütün çabam iç sesimi en berrak haliyle duyabilmek için, gerisi kendiliğinden geliyor.  

İşlerin kendi istediğin şekilde yapılmadığını gördüğünde bu duruma sinirlenir misin?  
Sinirlenmem, çözerim. Ben çözüm odaklı bir insanım, sorun odaklı biri hiçbir zaman olmadım. Bu yüzden yeni yollar, metodlar geliştirir yine istediğim şekilde yapılmasını sağlarım.   

Sorumluluk almayı seven biri misin?  
Çok! Tam bir sorumluluk insanıyım.  

Kolay heyecanlanır mısın?  
Evet heyecanlanırım, o çocuk yanım hep var.  

Bulmaca insanı mısın?  
Evet!  

Daha ziyade büyük resme bakanlardan mısın?  
Yalnızca büyük resme bakanlardanım.  

Sadece cevap vermek için cevap verenlerden misin? Bir nevi, son sözü ben söylemeliyimciler.
İyi bir dinleyici olduğumu düşünüyorum. Şimdilerde susmayı da öğreniyor gibiyim. Benim verecek bir cevabımın olması karşımdakinin bu cevabı duymaya hazır olduğu anlamına gelmiyor. Son söz gibi hırslarım yok.  

Planına sadık kalır mısın?
Kalırım ama yol dallanıp budaklanıp genişlerse kabulümdür.  

İnsanların tavsiye için başvurduğu bir kapı mısın?
Evet.  

Biri fikrini sorana kadar susanlardan mısın?
Yakın zamana kadar fikirlerini ve düşüncelerini paylaşmadan, yorum yapmadan duramayan biriydim. Bu davranışımın karşımdakinin alanına izinsiz girmek olduğunu algıladığım günden beri artık müsaade istemeden, yahut sorulmadığı müddetçe düşüncelerimi söylemiyorum.  

Hangi durumda olursan ol, çıkış yolunu bulur musun?  
Kesinlikle bulurum. Her şeyin olmasının bir sebebi vardır ve kainatın bu içsel dengesi ve döngüsü karşısında boynum kıldan ince.  

Sana söylenene inanmak için, realistik dayanaklara ihtiyaç duyar mısın?  
Bir şeylere inanmak için kanıtlanmış, makalesi çıkmış, bilime dair hakikatlere ihtiyaç duymam. Aksine, çoğu zaman yalnızca hislerime güvenirim. Yaşadığımız hayatın yalnızca kanıtlanmış gerçekliklerden ibaret olmadığını biliyorum.  

Her durumda kısa yolu tercih edenlerden misin?  
Çoğu zaman uzun yolu tercih ederim. Sebat etmek benim için çok önemli. Her ne olursa olsun o yaptığım, ona alan tanımak, zaman vermek, sindirerek, sabırla ilerlemek. Kısa yolla kotarılabilecek kavramlar değil bunlar.  

Kendine akışa bırakır mısın?  
Bırakırım. Zamanla ve zor yollarla öğrendim bunu. Güvenmeden bırakılmıyor. Sürece güvenmeyi öğrenmek, bırakabilme kasımın kuvvetlenmesinde büyük rol oynadı. Artık bu kavramlar hayatımda geniş bir yer kaplıyor. 

Kendi yolunu kendin mi çizersin?
Ben ilk bir çizerim sonra tekrardan yolla beraber çizeriz.  

İstikrar senin için önemli mi?  
Çok. İstikrar iradeyle el ele gider. Bir karar alıp onu devam ettirmekse sebat etmekle, sabırlı olmakla ilintili. Bu kelimeler yaşantımı üzerine inşa etmeye çalıştığım en temel kavramlar.