Berkan Alkan, müzik endüstrisindeki iş birlikleriyle öne çıkan bir görsel tasarımcı ve animasyon sanatçısı. Tasarımcının multimedya çalışmaları ve animasyonları, doğu kültürünün motiflerini batılı yapay gerçeklik animasyon trendiyle tasvir ediyor.

Yaşın?
28. 

Nerede yaşıyorsun?
İstanbul. 

Eğitim durumun?
Üniversite hazırlık terk.  

Hangi alanda çalışıyorsun?
Visual Design. 

Bu alandaki rolün ne?
Bir gün bir konserde LED ekranlarda üçgen karelerden oluşan kötü ‘visual'lar görmüştüm. O an kendime, “Benim görevim bunu düzeltmek.” dedim.  

Bu alanda ne kadardır çalışmaktasın?
1 Haziran 2012’den beri; yani İstanbul’a geldiğim sene, yaşım 19’du. O zamandan beri çalışıyorum. Hayatı doğuştan mono duyuyorum, bir kulağım kendimi bildim bileli duymuyor.  Bu yüzden askere alınmadım. Üniversite okumadığımı da katarsak bu sektörde alaylı olarak uzun süredir çalışıyorum. 

Kendini bir proje üzerinde çalışırken kusursuz iş yapan biri olarak tanımlar mısın?
Buna rahatlıkla “Evet.” diyebilirim, çünkü diğer türlüsü rahatsız ediyor, geceleri uyutmuyor. Bazen bir işi yaparken talihsizlik yaşıyorum elbette. Ne kadar güzel olsun diye zorlasam da illa bir sıkıntı çıkıyor. Bu durumlarda da en son bu kadar oluyor diye kabullenmek zorunda kalıyorum maalesef.

Değişikliklere açık mısın?
Değişim işimin bir parçası. Yaptığım iş tamamen teknoloji üzerinden yürüdüğü için her gün yeni bir şeyler ortaya çıkıyor. Hem yazılımsal hem donanımsal hem de fikir olarak sürekli yeniyi takip etmek zorundayım.   

Her olayın en az iki tarafı olduğunu düşünenlerden misin?
Kesinlikle. Çok ilginçtir, beş yıl önce beni çok üzen bir şey için şu an “İyi ki olmuş.” diyebiliyorum.   

Çoklu projelerde çalışmaktansa tek bir işe yoğunlaşmayı tercih mi edersin?
Projelerin büyüklüğüne göre değişiyor aslında. Bir günde iki günde halledebileceğim işlerde birden fazla projede çalışmayı seviyorum. Ama uzun ve yoğun emek gerektiren bir projeyse eğer tek bir işe odaklanmayı tercih ederim. 

Kendini genel olarak ortamlarda en çok gülen kişi olarak tanımlar mısın?
Evet, enerjimi böyle sağlıyorum.

Farklı disiplinlerden insanlarla kolektif çalışmayı sever misin?
Farklı disiplinlerdeki insanlarla çalışmayı seviyorum ama bu işin büyüklüğüne göre değişen bir durum. Çünkü benim daha rahat daha sakin bir yapım var, yıllardır işleri hep bu şekilde yürütüyorum. Bazen diğer insanların gerginlik seviyeleri benim frekansımla uyuşmayabiliyor. Ama genel olarak ekip çalışmasını çok seviyorum çünkü herkes kendi uzman olduğu alanda elinden gelenin en iyisini ortaya koyunca işin mükemmel olması kaçınılmaz oluyor. 

Tarih gerçekten de tekerrürden ibaret mi?
Bu konuda tam emin değilim fakat yaşattığını yaşıyorsun sanırım bu hayatta. 

Kuralların iyi sebeplerle koyulduğuna ve bir şekilde gerekli olduğuna inananlardan mısın?
Kuralsız bir dünyada yaşamayı istemezdim. 

Kendini sistemin bir parçası olarak görüyor musun?
Türkiye’de motion designer alanında iyi işler yaptığımı düşünüyorum ve bu yüzden sistemin bir parçası olduğuma inanıyorum.  

Mantığından ziyade iç sesinle mi çalışıyorsun?
Kesinlikle! Daha doğrusu iç sesimin söylediğini olduğu gibi uyguluyorum diyebilirim. Bir işten bahsedildiğinde anlık bir zihin parlaması yaşarım tüm her şey gözümün önünde belirir, bitmiş işi zihnimde izlerim adeta. Onu olduğu gibi kayıpsız aktaramasam da, ona yakın bir şey çıkardığımda genellikle ‘tamam budur’ yorumunu alırım. Yetenek dediğimiz şey de bu oluyor sanırım.  

İşlerin kendi istediğin şekilde yapılmadığını gördüğünde bu duruma sinirlenir misin?
Kastettiğiniz özensiz bir işse, evet. ‘Yap geç’lerden nefret ederim. Bir şeyi yapacaksan tam yapacaksın. Bazen nasıl yapılacağını gayet iyi bildiğim bir şeye karşı ‘onu yapmanın imkanı yok’ tarzı cevaplar aldığım oluyor. Ama bu cevaplara aldırış etmiyorum ve ben kendim hallediyorum.   

Kolay heyecanlanır mısın?
Çok. bu heyecanı aktarabildiğim sürece güzel işler yapabiliyorum. 

Bulmaca insanı mısın?
Maalesef değilim. 

Daha ziyade büyük resme bakanlardan mısın?
Resmi oluşturan detaylara bakarım. Çünkü bilirim ki büyük resmi ortaya çıkaran küçük detaylardır.  

Sadece cevap vermek için cevap verenlerden misin?
Son sözü ben söylerim gibi bir ortamda çalışmıyorum hiçbir zaman. Her şeyin kararını birlikte alıyoruz, birlikte yapıyoruz. Herkes üstüne düşeni yaptıktan sonra zaten son sözü söylemeye gerek kalmıyor iş kendiliğinden oluşuyor. 

Planına sadık kalır mısın?
Ben iki güne yetişir diyorsam siz çarpı 3 yapın.  

İnsanların tavsiye için başvurduğu bir kapı mısın?
İşimde iyi bir konumda olduğum için tabii ki bana danışan tavsiye isteyen arkadaşlarım oluyor. Onun dışındaki konularda tavsiye veren kişi değil daha çok dinleyen kişiyi olmayı tercih ediyorum. 

Biri fikrini sorana kadar susanlardan mısın?
Biri “Sus artık!” diyene kadar fikrini bağıranlardanım. 

Hangi durumda olursan ol, çıkış yolunu bulur musun?
Her zaman bir çıkış yol vardır. Bu soru büyük bir ayrım aslında, insanlar arasında. Bunu yapabilenler ve yapamayanlar. Yapabilenlerdir hayatta kendi farkını ortaya koyanlar.   

Sana söylenene inanmak için, realistik dayanaklara ihtiyaç duyar mısın?
Hem evet hem hayır.

Her durumda kısa yolu tercih edenlerden misin?
Eğer faydalı olan yol o ise evet. Uzun yol kaliteyi yükseltecekse öncelikli tercihimdir.

Sana söylenene inanmak için, realistik dayanaklara ihtiyaç duyar mısın?
Hem evet hem hayır.

Her durumda kısa yolu tercih edenlerden misin?
Eğer faydalı olan yol o ise evet. Uzun yol kaliteyi yükseltecekse öncelikli tercihimdir. 

Kendini akışa bırakır mısın? 
Mecburuz bu konuda, kaderciyimdir biraz. Eğer bir şey yaşanıyorsa bil ki senin iyiliğin içindir. 

Kendi yolunu kendin mi çizersin? 
Kemal Sunal’ın bir röportajı var; “Bu kadar ünlü olacağını biliyor muydun?” sorusuna cevap beni çok şaşırtmıştı: “Evet kesinlikle biliyordum, her birini kendim hesapladım.” Ben de böyle hissediyorum. İstanbul’a gelmeden önce animasyon konusunda çok iyi yerlere geleceğimi nedense biliyordum, bir an önce gitmem gerek diye içim içimi kemiriyordu. Kısacası bu hikaye gibi ben de biliyordum diyebilirim.

İstikrar senin için önemli mi?
Önemden çok hayat kurtaran madde diyebilirim. Kendini sadece kendin kurtarırsın, bunun yakıtı da çok çalışmak ve işini çok sevmek.