Ayça Ceylan dansı, psikolojiyi ve teknolojiyi kullanarak insan vücudundaki algı süreciyle ilgili deneyler üreten bir performans sanatçısı. Deneylerinde özellikle, beden ve mekanın birbirini nasıl inşa ettiğini araştırıyor.

Yaşın?
31.

Nerede yaşıyorsun?
Teşvikiye.

Eğitim durumun?
Lisans

Hangi alanda çalışıyorsun?
Kültür-sanat.

Bu alandaki rolün ne?
Performans sanatçısı, sanat yazarı, Body in Perform’un kurucusu ve yaratıcı direktörü

Bu alanda ne kadardır çalışmaktasın?
2012 yılından beri üretim sürecime devam ediyorum. 2006 ise benim için mesleki açıdan bir  milat çünkü makine mühendisliğinde eğitimime devam ederken, İstanbul’daki uzun yürüyüşlerim bana şehrin kadim tarihini öğretti ve bedenimle şehri ölçercesine beden-mekan arasındaki ilişkiyi sorguladım. Kendimce fotoğraflar ve videolar aracılığıyla kayıt altına aldığım sürecim ilerleyen yıllarda yolumu performans sanatıyla kesiştirdi. İkinci bir lisansa başladım Performans Sanatı bölümünde. Performans sanatçısı olduğum için, her seferinde iyi ki diyorum.

Kendini bir proje üzerinde çalışırken kusursuz iş yapan biri olarak tanımlar mısın?
Kusursuz, insan türünün ulaşamayacağı bir arzu hali bana kalırsa. Kendini büyüleyen, şaşırtan, beklemeyen bir güzellikle karşılaşınca buna kusursuz diye seslenmek istiyor. Ve açıkçası bir süre önce kusursuz dediğine sonradan kusurlar bulan o kadar insan var ki. Ben kendimi her üretimimde kendimin en iyisi olarak tanımlamayı tercih ediyorum.

Değişikliklere açık mısın?
Rutinler kadar değişkenlerin de hayatta yeri var. Her ikisini de koşullara göre deneyimlemeyi seviyorum. Yaşamın getirdiklerini kendi yolculuğuma eşleyip, sentez bir hayat yaratıyorum. 

Her olayın en az iki tarafı olduğunu düşünenlerden misin?
Bazen 3, 4, 5, 6, 7 ve dahası bile olabilir diye düşünenlerdenim.

Çoklu projelerde çalışmaktansa tek bir işe yoğunlaşmayı tercih mi edersin?
Çoklu üretim benim çok sevdiğim bir halet-i ruhiye. Örneğin, 2014 yılından beri Patara Antik Kenti’ndeki beden-mekan ilişkine odaklanan performansım ‘Beklemek, sadeleşmek, hatırlamak’, 2018’den beri devam eden İstanbul’un deniz kültürüne bir su perisi üzerinden odaklanan performansım Nemf ya da bu yıl başladığım kadın, doğa, ekofeminizm kavramlarını merkezine alan, mekana özgü performatif yerleştirmelerim #İçselBahçem (pamuk) #İçselBahçem (civanperçemi) ve birçok performansım uzun dönemli. Böyle söyleyince birbirinden ayrıksı durmasına karşın hepsi çemberin birer noktası! Onarım süreçlerimiz, beden politikaları ve nasıl algıladığımız bir performans sanatçısı olarak araştırdığım konular. Bu konuları destekleyecek her bir çeşitlilik benim zihin haritamı zenginleştiriyor. Doğal olarak üretimleri deneyimleyen herkesin de içsel olarak zenginleşmesine destek oluyor. 

Kendini genel olarak ortamlarda en çok gülen kişi olarak tanımlar mısın?
Hem gülüyorum hem güldürüyorum!

Farklı disiplinlerden insanlarla kolektif çalışmayı sever misin?
Gerekli durumlarda iş birlikleri yapmayı seviyorum. Deneyim paylaşımı benliğimiz için bir nevi hediye kültü gibi.

Tarih gerçekten de tekerrürden ibaret mi?
Bireysel olan kolektifin de bir parçası. Yani kişisel tarihimizdeki dönüşümler kolektifi de direk olarak etkiler. Her birimizin bir dairesi olduğunu düşünelim. Onunla beraber her seferinde loop'ta kalma tehlikemiz olmasına karşın yeterince istersek ve dönüşüm için hazırlığımızı yapmışsak o dairenin döngüsünden çıkabiliriz. Bu durumda da tekerrür varlığını sürdüremez. Bir şeyin varlığını istediği gibi sürdürebilmesi için ona izin vermemiz gerekir. Çocukluğumdan beni inandığım, değişmeyen bir şey bu!

Kuralların iyi sebeplerle koyulduğuna ve bir şekilde gerekli olduğuna inananlardan mısın?
Kimin (kimlerin) hangi niyetle (niyetlerle) koyduğuna bağlı. 

Kendini sistemin bir parçası olarak görüyor musun?
Şu an bu soruları cevaplayabildiğime göre sistemin bir parçasıyım. Sistem hepimize çeşitli zorunluluklar yüklediği gibi aynı zamanda çeşitli seçimler de önerir. Bu nedenle sistem her şeye rağmen kim olduğumuzu bize anımsatmak için oradadır diye düşünüyorum. 

Mantığından ziyade iç sesinle mi çalışıyorsun?
İkisinin birleşimden kendime ‘invisible library’ için bir anahtar yaptım diyebilirim. 

İşlerin kendi istediğin şekilde yapılmadığını gördüğünde bu duruma sinirlenir misin?
İşlerin kendi istediğim şekilde yapılmadığını gördüğümde o ana kadar olan süreci değerlendirip, kendimin en iyisini gerçekleştirmek adına bir çözüm ararım. Epeyce ürettiğim, gösterdiğim, atölyeler düzenlediğim için de zaman zaman bazı aksaklıklar oldu elbet ancak her birinde çözüm(ler) bulup, çözümün gerçekleşmesi adına tarafları ikna ettim. 

Sorumluluk almayı seven biri misin?
Kozmosu algılama halimiz ile ilgili birtakım hedeflerim var. Hedefler olunca sorumluluk almak kaçınılmaz. Hedeflerimi sevince sorumluluklarımı da seviyorum. 

Kolay heyecanlanır mısın?
Rastlaştığım zamanlar arası bazı hikayeler beni, yolculuğuma devam etmemi sağlayan heyecanlarla dolduruyor.

Bulmaca insanı mısın?
Parçaları bir araya getirip, hem her birinin biricikliğini koruduğu hem de bütünün oluşturulduğu halleri seviyorum. 

Daha ziyade büyük resme bakanlardan mısın?
Büyük resmi barındırdığı tüm hikayelerle okumaya çalışanlardanım. 

Sadece cevap vermek için cevap verenlerden misin? Bir nevi, son sözü ben söylemeliyimciler.
Son sözden ziyade etkileşim yaratan sözler söyleyen olmayı tercih ediyorum. 

Planına sadık kalır mısın?
Barındırdıklarını koruyan, öte yandan esnemeye müsait bir planlama sürecim mevcut. Bu nedenle tek bir plandan öte çeşitlemeler içeren bir yapıda. 

İnsanların tavsiye için başvurduğu bir kapı mısın?
Üretimlerimde odaklandığım konular ve gündelik hayattaki ilgi alanlarım dolayısıyla insanlar bana yüz yüze ve sosyal medyadan sıkça danışır. Ben de elimden geldiğince danışanların  kararlarına müdahale etmemeye çalışarak deneyimlerimi paylaşırım.

Biri fikrini sorana kadar susanlardan mısın?
Konuşulması gereken durumlarda düşüncelerimi dile getirmekten çekinmeyenlerdenim. Ancak sürekli olarak dile gelme halinin de etkili bir yöntem olduğunu düşünmüyorum. 

Hangi durumda olursan ol, çıkış yolunu bulur musun?
Hangi labirentte olursak olalım oranın bir veya birkaç çıkışı vardır. 

Sana söylenene inanmak için, realistik dayanaklara ihtiyaç duyar mısın?
Realistik kelimesi oldukça akışkan bir kavram. Akışkan olan bir şeyde sürekli hareket halinde olduğu için dönüşüme açık. Bu nedenle bazı durumlarda neyin realistik neyin onun dışında olduğu epeyce muğlaktır. O noktada sezgilerime güvenirim. 

Her durumda kısa yolu tercih edenlerden misin?
Yolculuğumun gereklerine bağlı olarak değişen bir tercihim var, bazen kısa, bazen en uzun, bazense kendi inşa ettiğim patika. 

Kendine akışa bırakır mısın?
Akış benim için kadim bir yol arkadaşı. Beraber içsel şehirlerimizi kuruyoruz. 

Kendi yolunu kendin mi çizersin?
Kendi yolumuzu bizden başkasının çizmesi mümkün değildir! Ve aslına bakarsanız kimse de bir başkasının yolunu kendisinin tam olarak arzuladığı gibi çizemez, bu olsa olsa nafile bir çabadır. Tabii ki yolumu inşa ederken yanımda olanlar mevcut. Etrafımı saran her bir taneciğe teşekkür ederek güne başlıyorum ve günü bitirip, rüyalara geçiyorum. 

İstikrar senin için önemli mi?
Yaşamına devam eden her bir canlı için süregelmek önemli bir eylem. Zaten süregelmezse onun varoluşundan bahsedemeyiz. Var olabilmek adına istikrar gereklidir, yaşamın olmazsa olmazlarındandır.